🎇 Kulak Ile Ilgili Mecaz Anlamlı Cümleler
ABu tip sorularda, anlamı istenen ifadeler mecaz anlamlı sözlerdir. Kelimelerin mecaz ya da gerçek anlam boyutları yalnızca cümleden veya parçadan anlaşılabilir. Soruda istenen kelimelerin mecaz anlamlarını dikkate alarak yorum yapın. Bir eleştirmenimiz şöyle diyor: “Şu da bir gerçektir ki şiirin ayağına köstek olan uyağı
Boğaz İle İlgili Mecaz Anlamlı Cümleler. ***Bir asgari ücretle dokuz boğaz bakmayı beceren kişiye sihirbaz denir. *** Boğaz ına o kadar düşkün ki yaptığı rejim en fazla iki saat sürüyor. ***Her şeyden önce kendi boğaz ını düşünmene inanamıyorum. ***İşçilerin boğaz larından şirket olarak biz sorumluyuz.
Bukonuya bakanlar bunlara da baktı. Kulak ve Gözlerle İlgili Bilmeceler - Kulak ve Göz Bilmeceleri. Sesle İlgili Bilmeceler - Ses Bilmeceleri. Gözle İlgili Bilmeceler - Göz Bilmeceleri. Gölgeyle İlgili Bilmeceler - Gölge Bilmeceleri. Tuzak, avcı, gözden kaybolmak, göz kulak olmak, öneri kelimeleriyle cümleler.
KelimeAnlamı Pdf Özet İndir {Panik emoji. O derece ürkü olmuştur ki cari suyun soğuk arak olduğunu bizlere sükselı bir şekilde somutlaştırmıştır.|Öncelikle devam etmek derece mucizevi bir olayın kategorik bir anlamı olması gerektiğini ve bu anlamın da en az devam etmek derece muazzam bir şey olması gerektiğini düşünüdeğerlendirme.
Aiau. Bu sayfada Kulak nedir Kulak ne demek Kulak ile ilgili sözler cümleler bulmaca kısaca Kulak anlamı tanımı açılımı Kulak hakkında bilgiler resimleri Kulak sözleri yazıları kelimesinin sözlük anlamı nedir almanca ingilizce türkçe çevirisini bulabilirsiniz. Kulak nedir, Kulak ne demek Kulak; bir anatomi terimidir. Başın her iki yanında bulunan işitme başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her çalgılarda tel germeye yarayan organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntıAkarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan Rus uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği. "Kulak" ile ilgili cümle örnekleri "Elleriyle kulaklarını tıkayıp yatağının yanında tortop oldu." - H. E. Adıvar"Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum." - H. C. Yalçın Yerel Türkçe anlamı Küçük dereler. Arkların ya da göl ve dereden tarlaya alınan suyun ağzı. Köprünün iki yanındaki duvarlar Köprünün kulağına oturdum. İki yol arasında kalan toprak parçası. Göllerin karaya giren sivri kısımları. Oku boyunduruğa bağlayan kayış. Çamlıklarda biten, yemeği yapılmış olan bir çeşit ilkbahar bitkisi. Kolayca taşınması için çuvalın ağzının iki yanına yapılmış olan tutma yeri, kulp. Telli müzik araçlarında akort vidası, burgu. Yağmur ve sel sularının toplandığı çukur, su yatakları. Gücü sırığını koymaya yarayan dokuma aygıtının yan direkleri. Sabanın toprağa giren kısmının iki tarafında bulunan ve toprağı yanlara dökmeye yarayan parça. Kağnı arabalarında iki oku boyunduruğa yakın yerde birbirine tutturan sivri ağaç parçaları. Makbuz. Küçük vadi. Akarsuların karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Kenar. Tarlanın köşesi, dar yeri. Koyun ve keçilerin butlarındaki açı biçiminde sinir. Sarmısaklı yoğurt dökülerek yenilen bir hamur yemeği, mantı. Biyoloji'deki anlamı İşitme organı; memelilerde dış, orta ve iç kulak bölgelerinden oluşan yapı. İktisat alanındaki kelime anlamı Toprak sahibi olan, ücretli emek kullanarak tarımsal üretim yapan veya toprak ve tarımsal araçları kiraya vererek tefecilik yoluyla haksız kazanç sağlayan varlıklı Rus köylüsü. Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı Kotanın ayarını sağlayan iki demir parçası. Akbulut *İspir -Erzurum Zooloji alanındaki anlamı İşitme organı olup memelilerde dış-, orta-ve iç-kulak olmak üzere üç bölgeden meydana gelir. İngilizce'de Kulak ne demek? Kulak ingilizcesi nedir? ear Fransızca'da Kulak ne demek? oreille Osmanlıca Kulak ne demek? Kulak Osmanlıca'da ne anlama gelir? üzn Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı İçel şehrinde, Tarsus ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Afyon şehri, Şuhut ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim anlamı, kısaca tanımı Kulak arkası etmek Dikkate almamak, göz önünde asmak Önem vermek, kabartmak Belli etmemeye çalışarak kesilmek Büyük bir dikkatle kıvırmak Domatesin olgunlaşmasını sağlamak için işlem tıkamak Bir şeyi duymazlıktan tırmalamak Kulağı rahatsız tutmak Dinlemek, işitmek vermek Merak edip dinlemek, işitmeye ağır işitmek Kulağı iyi çınlasın Konuşulan yerde bulunmayan, sevilen biri anıldığında söylenen bir dikilmek Konuşulanları dinlemek için dikkat duvar olmak Sağır okşamak Kulağa hoş olmak Dikkatini bir şeye ters taraftan göstermek Kolay yolu varken bir işi daha zor ve uzun yollar kullanarak olmamak Ses titreşimlerinin yükselip alçalmasını ayırt çalınmak Başkasına söylenirken kendisi de duymuş çarpmak fısıldamak Çok alçak ve hafif bir ses tonuyla kulağına eğilip bir şeyler gelmek Duymak. kulağına girmemek Söylenilen sözlere önem vermemek, söylenenleri anlamamak, gitmek inanmamak Duyduklarının doğruluğundan şüphe kar suyu kaçırmak Dolaylı olarak kar suyu kaçmak Bir duyum koymak Bir duruma veya söze hazırlamak için önceden kısaca anlatmak, düşünce aşılamak, telkin küpe olmak Başa gelen bir durumdan alınan dersi söylemek açmak Dikkatle bükmek Bir sorun karşısında dikkatli davranması için uyarıda çekmek Ceza olarak kulağını tutup bükerek çekmek. uyarmak için hafif bir ceza çınlatmak Birini doldurmak Bir kimseye başkasından bilgi almadan önce konu üzerinde bilgi verirken kendi düşüncesini sağır etmek Sağırlaşmasına sebep olmak, işitemez duruma üzerine yatmak Görmezlikten, duymazlıktan gelmek, dikkate zarı patlamak Gürültü yüzünden rahatsız dolmak Aynı şeyi dinlemekten paslanmak Çoktan beri müzik dinlememiş patlatmak Gürültüyle rahatsız uğuldamak Kulakta uğultu kadar kızarmak Çok dikmek Hayvan dikkat pasını gidermek Hoşa giden ses veya güzel bir müzik altı bezi Kulağın yakınında bulunan tükürük bezlerinin en çivisi Kağnıda tekerleğin çıkmaması için mazının ucuna takılan Kulak demiri Pullukta, uç demirinin kaldırdığı toprağı ters çeviren dolgunluğu İşiterek elde edilen bilgi.Kulak erimi Sesin işitilebileceği kepçesi Kulağın sesi toplayarak orta kulağa göndermeye yarayan, yarım daire biçimindeki bölümü, kulağa Gizlice, başkası memesi Kulağın yumuşak ve kıkırdaksız olan alt misafiri Yanında konuşulanları konuşmaya katılmadan dinleyen sadakası Duyulan ve öğrenilen bilgilerin bir bölümünün başkalarına tıkacı Sesleri, gürültüleri hafifletmek veya su kaçmasını engellemek için kulağın içine veya üzerine konulan tırmalayıcı Kulağı rahatsız Kulağın arkasındaki çukur bölüm, kulağın zarı Dış kulakla orta kulağı birbirine bağlayan zar, delik Olup bitenleri çabuk haber alan kimse.Kulağı kesik Görmüş geçirmiş, deneyimi fazla olan, kirişte Söylenecek sözü, gelecek haberi sabırsızlıkla bekleyen kimse, kulağı tetikte. Söylenecek sözü, gelecek haberi sabırsızlıkla bekler bir tetikte Kulağı tıkalı Dinlemek istemeyen. Sağır, ağır kulak Kulağın, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşan kulak Kulağın işitme sinirlerinin bulunduğu bölümü, Tükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, salgın ve ateşli bir hastalık, kabaşiş, Kulakları ince, düzgün ve dik Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan Caracal melanotis. Osmanlı Devleti'nde emir çavuşu, kulak Kocaman ve öne doğru kulakları olan kimse.Orta kulak Kulak zarı, çekiç, örs, üzengi kemiklerinin bulunduğu, dış kulakla iç kulak arasındaki kulak Yelken Bir sap üzerinde dizili sarı veya kırmızı çiçekli otsu bir Bir tür çuha çiçeği Primula auricula.Baca kulağı Ocağın iki yanında taştan yapılmış ufak Çok yakın dost, Yassı kabuklu, içi sedefli, 10 santimetre uzunluğunda bir deniz yumuşakçası Haliotis.Deniz kulağı Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez, Yabani mercanköşk. Çuha çiçeğigillerden, tohumu kuş yemi olarak kullanılan bitkilerin cins adı, bağırsak otu, sıçankulağı Anagallis.Filkulağı Pazarlarda satılan bir sünger türü. Yılan yastığıgillerden, ana yurdu tropikal Amerika olan, kökü yumrulu bir süs bitkisi Caladium.Kuzukulağı Karabuğdaygillerden, nemli yerlerde yetişen, yaprakları salata olarak kullanılan, çiçekleri iki evcikli ve kırmızımtırak bir bitki, ekşikulak Rumex acetosa.Müzik kulağı Müziğin seslerine olan duyarlılık ve yatkınlık kulağı Sabanın toprağa giren kısmının iki yanında bulunan ve toprağı yollara dökmeye yarayan parça, Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki, buhurumeryem, siklamen Cyclamen coum.Eli kulağında Nerede ise olacak, çok yakında olması kulaklarında Çok sevinçli, mutlu kimse.Kulak misafiri olmak Yanında konuşulanları konuşmaya katılmadan Kulak, burun, boğaz Kalbin üst bölümünde bulunan, sağdaki ana toplardamarlardan ve soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun İki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tava, tencere, kazan vb. Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir tür yatağan. Kulağa benzer çıkıntısı olan. Kulağı herhangi bir biçimde somun Yanlarında kanat gibi çıkıntıları olan bir somun Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf. Radyo, telefon, telsiz kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç. Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli Kulak kepçesi Yalnızca duyarak, dolma Başkalarından işitilerek edinilen bilgi.Kulaktan kulağa Gizli bir biçimde. Sözlü bir kulağa yayılmak Sözlü bir biçimde bir diğer kişiye kulaklarına varmak Çok isterken kulaktan olmak Daha iyisini, mükemmelini ararken mevcut olanı kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer "bir konu üzerinde sonradan yetiştikleri hâlde kendilerinden önce yetişmiş olanları geçenler vardır" anlamında kullanılan bir boynuz ararken kulaktan olmuş "elindekiyle yetinmeyip daha çoğunu arayan, elindekinden de olur" anlamında kullanılan bir kulak yerinde olmak Kelli felli olmak. iri yarı kulak olmak Gözetmek, korumak, bakmak. görme, işitme yoluyla bilgi edinmeye kulak bir dil için "çok dinleyip az söylemeli" anlamında kullanılan bir kulaklı Kulakları dik ve düzgün at, geyik vb..Kelle kulak yerinde Kanlı canlı ve iri yapılı olan. gösterişli, itibarlı kulak boşluğu Dış kulakla iç kulak arasındaki kulak iltihabı Orta kulakta oluşan iltihaplı ağzı kulaklarına varmak Çok kulaklı kulaktan haber almak Uzaktan uzağa haber kulak dinlemek Umursamadan, önem vermeden kulaklı Dış kulağı iri ve geniş olan, yelken Duyma, sema. İşitmek Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü Üç parmaklı Çağ, devir. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bölme işlemi sonunda elde edilen Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı. Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel Suda yaşayan hayvanların solunum organı, Vermek Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım Rusya Federasyonu'nda yaşayan Doğu Slav halkı veya bu halkın soyundan olan kimse, Moskof ağrıcıl Kulak ağrısı Kulak akarı Psoroptidae ailesinde bulunan uyuz etkeni cinsi, Otodectes. Kulak altı tükürük bezi Ramus mandibulanın arka kenarıyla atlasın procesus transversusu arasında, kulak köküne yerleşmiş tükürük bezi, parotis bezi, glandula parotis. Etçil ve küçük ruminatların genç olanları müköz salgı da yaparlar. Kulak altı tükürük bezi kanalı Kulak altı tükürük bezinin salgısını vestibulum buccale'ye döken kanal, duktus parotideus. Kulak arka atardamarı A. carotis externadan çıkarak kulak kaidesine giden atardamar, arterya aurikularis kaudalis Kulak aşı Sarmısaklı yoğurt dökülerek yenilen bir hamur yemeği, mantı. Kulak burmak Kulağını bükmek, tenbih ve ikaz etmek. Sazın burgusunu bükerek düzen vermek Kulak burulmak İkaz edilmek, tedip, tecziye olunmak Kulak çalgısı Gramofon. Kulak ile ilgili CümlelerKulak içi cihazlar faydalı mı?Kulak ağrısı dışında kendimi iyi kanalı, kulak zarına ses dalgaları memelerinin ne işe yaradığını merak kal ve onlara göz kulak misafiri olmadan tavşanlarının uzun kulakları kulak misafiri olmaktan kendimi misafiri olabilir miyiz?Hiç kimsenin onlara sahip olmadığı yerde kulaklarım ve gözlerim misafiri olmak istemedim ama tesadüfen kulaklarım kanıyor!Bir an için bavuluma göz kulak olur musun?Burada kal ve ona göz kulak dillerde Kulak anlamı nedir?İngilizce'de Kulak ne demek? n. wealthy peasant farmer in czarist Russiaadj. auraln. ear, lugFransızca'da Kulak burun-boAlmanca'da Kulak n. Gehör, Kipphalde, Lasche, OhrRusça'da Kulak n. ухо N, слух M, проушина F, ушко Nadj. слуховой Sayfa düzgün görüntülenmiyorsa, lütfen sayfayı yenileyin. F5
Bu sayfada Kulaktan kulağa nedir Kulaktan kulağa ne demek Kulaktan kulağa ile ilgili sözler cümleler bulmaca kısaca Kulaktan kulağa anlamı tanımı açılımı Kulaktan kulağa hakkında bilgiler resimleri Kulaktan kulağa sözleri yazıları kelimesinin sözlük anlamı nedir almanca ingilizce türkçe çevirisini bulabilirsiniz. Kulaktan kulağa nedir, Kulaktan kulağa ne demek Kulaktan kulağa; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de mecaz, zarf olarak kullanılır. Gizli bir biçimdeSözlü bir biçimde. "Kulaktan kulağa" ile ilgili cümle örnekleri "Kulaktan kulağa, gidecek olanların isimleri fısıldanıyordu." - A. İlhan Kulaktan kulağa hakkında bilgiler Kulaktan kulağa tabiri, herhangi bir bilginin, sözel olarak bir kişiden başka birine gizlice aktarılması ve bu şekilde yayılması anlamına tabirin ağızdan ağıza tabirinden farkı, bilgilerin gizlice fısıltıyla aktarılmasıdır. Kulaktan kulağa anlamı, tanımı Kulaktan kulağa yayılmak Sözlü bir biçimde bir diğer kişiye Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Saban kulağı. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği. Varlıklı Rus köylüsü. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Biçme işi. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu. Sözle, konuşma biçiminde yapılan, şifahi, yazılı Rüya yorma, yorumlama. Deyim. Yorum. Deyiş, anlatım, Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan kimse, bilimci, Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Eş, koca. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Erkek. Oyun, roman, hikâye yer alan Aktarılmak Biçim. Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim. Biçim. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim. Anlatım biçimi. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen. Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur, nihan. Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı. İlgili kişi veya makamlarca değerlendirilmesi amacıyla kurum içi veya kurumlar arası gönderilen yazının, belgenin, raporun ve yayınların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim. Saklı olarak, Tek. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sadece. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren sayı. Aynı, benzer. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Sayfa düzgün görüntülenmiyorsa, lütfen sayfayı yenileyin. F5
Cevap Birkaç örnekle başlayalım;“O, kalbi temiz biridir.” “Vücudumu şiddetli bir ağrı sardı.” “Bu güzel havanın etkisi beni sardı.” “Fazla yolcu alan sandallar battı.” “Garip davranışları gözüme battı.” “Giderlerini hesaplamadığı için battı.” “Tarağın dişlerini iyi temizle.” Mecaz, bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlamlarla yapılan edebi sanattır. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılmasına benzetme amacı güdülür, kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Kız senin sebebine / Yanar yüreğim yanar üzülmek Konuşulanlara kulak verirsen kazançlı çıkarsın. dikkatli dinlersen Burnundan yanına varılmıyor. kibir, büyüklenme Bugün yine ağırdan alıyor. tembellik Mecaz Anlam Nedir? Bir kelime, gerçek anlamından çıkartılıp tamamen farklı bir anlamda anlaşılıyorsa buna “mecaz anlam” denir. Yani sözlükteki anlamından çok daha farklı şekilde anlaşılan kelimeler için kullanılır. Örnekler “Sinemaya gidemeyince biletlerimiz yandı” Burada kullanılan “yandı” kelimesi, sözlükteki anlamından farklıdır. Sözlükte “yanma” kelimesi, bir şeyin alev alması demektir. Ama burada “biletin iptal olması” durumundan söz edilmektedir. Yani mecazi bir anlam içermektedir. “Bu işten farklı kokular almaya başladım” Burada kullanılan “koku” kelimesi, gerçek anlamda olan “bir nesneden gelen koku” anlamında kullanılmamış, “şüphelenmek” anlamında kullanılmıştır. Yani mecazi bir anlam içermektedir. “Bunca olana karşı kör mü olacaksın?” Burada kullanılan “kör” kelimesi de gerçek anlamda kullanılmamış, “görmezden gelmek” anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla burada da mecaz vardır. Konu ile ilgili örneklere aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz;https//mecaz-anlamli-yan
Kulak; başın iki yanında bulunan işitme organı ve bu organın sesleri toplayan, dıştan görülen kısmı demektir. Ayrıca kulak; telli çalgılarda telleri germeye yarayan burgu, kök, balıklarda başın iki tarafında yer alan ve solungaçlardan gelen suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri, sabanın toprağa giren kısmının iki yanında bulunan ve toprağı yana dökmeye yarayan çıkıntılı parça, bıçak, yatağan, kılıç vb. kesici âletlerin kabzasının başında çatal şeklindeki çıkıntı, içine kıyma vb. konmuş yassı hamur parçası gibi anlamlara da gelir. Kulak mecaz anlamı; seslerin uygunluğunu, perde ve âhengini seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği demektir. İşte kulak kelimesi ile ilgili cümleler.– Çocuklarıma beni misal gösterdiğini, ağzım kulaklarıma vararak öteden beriden işitiyordum. R. N. Güntekin– Takdirname eline verilince sevincinden ağzı kulaklarına vardı.– Kulaklarında yekdiğerine beyaz ibrişimle merbut pırlanta, ufak menekşe abdest küpeleri… H. R. Gürpınar– Ah bir gözüm, bin kulağım olsaydı da… Y. K. Karaosmanoğlu– Uzaktan davul sesi duyuldu mu duyan işini bırakıp kulak verir. K. Tâhir– Vücudu içinden duyduğu çöküntülere kulaklarını tıkar, gözlerini yumar. A. Ş. Hisar– Konferansta bir süre daha kulak tıkayıp oturduk.– Söylediklerime sürekli kulak tıkadığın için, başın dertten kurtulmuyor.– Yapılan eleştirilere daha ne kadar kulak tıkayacaksın?– Cismimi, hem canımı bürüyen ateş içinde hiçbir şey kulağıma girmedi. S. Erol– Bu ne ses, kulağımın zarı patlayacak!– Kollarından ve kulaklarından biçim biçim, sürü sürü altınlar… R. H. Karay– Kulaklarıma inanamıyorum; fakat inanmaya mecbûrum. S. Ayverdi– Zelîha’nın kulağına söz girmiyor, hıçkıra hıçkıra ağlarken incecik kombinezonunun çıplak bıraktığı omuzları sarsılıyordu. O. Kemal– Pek çok karı kocalar bu gibi hakîkatlere karşı biraz göz yummaya, kulak tıkamaya mecburdurlar. H. R. Gürpınar– Kulak verince, onun sesini tanımıştım.– şte o zaman gider pâdişâhın kulağına. P. Safâ– Kulak verin ki zaman tahtayı kemiriyor / Tavan aralarında, tavan aralarında. N. F. Kısakürek– Öğretmeninizin söylediklerine kulak verin.– Kadın lakırdısı girmez kulağıma zâti benim. M. Âkif– Aman kulağına gitmesin ha, sonra ben cümlesini inkâr ederim. A. V. Paşa– O sıralarda şirketin sarhoş ve ahlâksız bir memurunun, “Elbette velînimetler dururken bizim aylağımıza zammedilecek değil ya!” diye söylendiğini kulağıyle işitmişti. R. N. Güntekin– Bilmem kulakların çınlıyor mu? Y. Z. Ortaç– Aydınlatılmaya ihtiyâcımız vardı. Öğütlere dâima kulak verdik. C. Meriç– Büyüklerin kulağına gitsin de. R. N. Güntekin– Bak, bu çok enteresan, iyi dinle. –Kulak kesildim. P. Safâ– Yahyâ Efendi, kendi sınıfının benzerleri gibi dünyâya ve dünyâlığa kulak asmayan bir serdengeçti idi. S. Ayverdi– Dinle bezirgânbaşı, dinle dedi. Ben de kulak kesilip dinledim. E. C. Güney– Bu yedi sekiz kuruş için ne hiddetlere kulak tıkamak ne nasîhatlere boyun eğmek lâzım… Y. Z. Ortaç– Yavaş yavaş indim, kulak verdim ki aşçı ile konuşuyor. A. Râsim– Dikkatimiz ister istemez gözlerimizden ziyâde kulaklarımızda toplanmıştı. A. H. Tanpınar– Nûri ile Rahmi de bunlara kulak misâfiri oluyor, dediklerini anlamaya çalışıyorlardı. B. Felek– Odada hafif bir gürültü oldu. Kedi gibi kulak kabartarak dinledim. R. N. Güntekin– Ahmed Midhat Efendi’nin Beykoz’daki ilmî musâhabelerinden herkeste bir kulak dolgunluğu olurdu. Y. Kemal– Kulağım çocukta, her an uyanabilir.– Evet biliyorum, bunlar kulağına fısıldadılar değil mi? A. Ağaoğlu– Kulaklarımın pasını gidermek için, arabada iki saat müzik dinledim.– Radyoyu açın da kulaklarımızın pasını giderelim.– Çok kıymetli bir sanatçımız, konuklarımızın kulaklarının pasını giderdi.– Bu sözümü kulağına küpe et kızım! R. N. Güntekin– Eser hakkında söylenen şeylere kulak misâfiri oluyordum. R. N. Güntekin– Bir saattir kulağım telefonda, önemli bir telefon bekliyorum.– Bakalım edebiyat târihçimiz edebiyâtımız hakkında neler söyleyecekti? Kulak kesildik. C. Meriç– Kulağı ağır işitiyor, biraz sesli konuş.– Murat, kulak kabartarak yukarıdakilerin tamâmıyle yatıp yatmadıklarını anlamak istedi. M. Yesâri– Hemen gözlerimi açtım, kulaklarımı diktim. R. N. Güntekin– Şimdi bana kulağınızı çektireceksiniz!– Kulaklarıma inanamıyordum, bu kadar narin, bu kadar nahif bir vücutta böyle bir ruh… Ö. Seyfettin– Hûriye Hanım, ufak tefek memnûniyetsizliklere kulak asar takımından değildir. B. Felek– Telefonu bozunca babası kulağını ile ilgili atasözleri ve anlamları– Sözlerini dinleyebilmek için kulağını camın deliğine koydu. A. M. Efendi– Yaramaz çocuk, babana söyleyeceğim de kulağını çeksin biraz.– Kerimcan kulaklarına inanamamış, anasından daha çok şaşırarak donakalmıştı. K. Tâhir– Aklı başında kimseler tabiatiyle kulak asmadı bu mantıksız sözlere… R. N. Güntekin– Dün akşam senin kulağını epey çınlattık.– Kulağımın dibinde yavaş yavaş / Aşk türküleri söyledi. O. V. Kanık– Küçük çocuk, annesinin kulağına bir şeyler söyledi.– Söz almadan konuştuğum için öğretmenim kulağımı ile ilgili deyimler ve anlamları
kulak ile ilgili mecaz anlamlı cümleler