🎭 3 Yaş Çocuğunu Kreşe Alıştırma
Çocuklarınkreşe başlama yaşı. Arşiv 22.10.2009, 06:18 22.10.2009, 06:18 Kaydet. A-A + Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Runa İdil Uslu, çocukların kreşe gönderilme yaşının çok
Çocuğunuzunkreşe başlama yaşının geldiğini anlamak, çok iyi bir gözlem süreci gerektirmektedir. Sadece yaş odaklı sürece yaklaşmak, yanlışlık yapma olasılığınızın artmasına sebep olabilir. Çünkü her çocuk farklıdır ve her çocuğun sosyal olgunlaşma yaşı farklılık gösterebilir. Bu farklılığın tespit
Aileüyelerine yönelik beklentiler ve roller her ortamda farklı olabilir. Genel olarak aile kavramıyla ilgili 4 farklı yaklaşım söz konusudur: 1. Aile üyelerinin birinin fikrine dayanarak, onun duyguları ve fantezileri aracılığıyla aileyi tanıma. Psikiyatride en çok kullanılan tanıma ve tanımlama yolu budur.
ÇocuklaraYardım Niyetiyle Yapılan Kötülükler (2) Çocukları hazırcılığa alıştırma konusunda yürümeyi öğrenirken de devam etik. Çocuklar doğru dürüst emekleme 254. Tümünü Oku. Son Eklenen Yazılar rüşt yaşı ve cinsel rüşt yaşı birbirinden farklıdır. Bunların
31yaşındaki sosyal medya fenomeni, çocuğunu kreşe bırakmak için çok seksi olduğunu söyleyince ortalık karıştı. Buyurun detaylara 👇
Downloadfrom Instagram. #kitaptanıtım Instagram videos and photos Instagram videos and photos
Olağanüstübir durum söz konusu değilse; çocukları 2,5 -3 yaşından önce aile ortamından ayırmamalı ve okul öncesi kuruluşlara kaydettirme kararı aceleyle verilmemelidir. Çünkü böyle yeni ve
Öte yandan, kreşler, belli prensipler ve kurallara göre işliyor; yemek saati, uyku saati, oyun saati daha net ve düzenli. Bazı aileler çocukların bu düzen için 3 yaşından önce çok hazır
Bucalismada, 0-3 yas cocugun saglikli olarak krese alisma sureci ele alinmaktadir. Krese alisma sureci, hem cocuk ve ebeveyn hem de egitimci icin zorlu bir surectir. {Emre2018ocuunSO, title={Çocuğun Sağlıklı Olarak Kreşe Alıştırma S{\"u}reci}, author={Oğuz Emre and Zekeria Çalışkan and Mehmet Sağlam}, year={2018} }
DrV7MS. Psikiyatrist/Psikoterapist Üney, 3-4 yaş çocuklarının ilişki geliştirmiş olduğu kişi için, kaybetme ya da ayrılık korkusu yaşayabileceklerini Doç. Üney, “Genellikle anne, baba, büyükanne, ya da bakıcıdan ayrılık korkusu oluşabilir. Çocuğun ilişki geliştirmesine bağlanma diyoruz. Bağlanma, genelde çocuk ile yetişkin bir birey çoğu zaman anne arasındaki olumlu bağı ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Doğumla birlikte, bağlanma gelişmeye başlar. Esasen tüm yaşam boyunca; bebeklik, çocukluk, ergenlik ve hatta yetişkinlik döneminde bile bağlanma şeklimiz, neredeyse ilk bağlanma öykümüzün güvenli olup olması ile ilişkilidir. 3-4 yaş dönemi çocuklardaki kaybetme ve ayrılık konusu da, doğumdan bu yana oluşan bağlanma şeklinin bir nedenle problemli bir hal alması ile oluşur” baba veya bakım veren her kimse çocukla üç tür bağlanma gerçekleştiğini anlatan Üney, “Bunlar güvenli, kaygılı ya da kaçıngan bağlanma olarak adlandırılırlar. Güvenli bağlamada; çocuk bağlandığı kişiden ayrıldığında huzursuz olur. Ancak o kişi geri döndüğünde ise neşelenir, ebeveynini olumlu davranışlar ile karışılar. Güvenli bağlanmış olan çocuklar, bağlandıkları bireylere güvenirler ve bunun sonucu olarak kendilerini güvende hissederler. Bağlandıkları yetişkin; bir süre ortamda olmadığında çocuk mutsuz olsa da yetişkinin geri döneceğine dair güveni vardır. Bu çocuklar korktuklarında ve kaygılandıklarında, yetişkin geri döndüğünde kolaylıkla yatıştırılabilirler. Kaygılı bağlanma durumunun nedeni annenin istikrarsız davranmasıdır. Anne bazen çocuğunun ihtiyaçlarını karşılarken bazen meşguliyeti nedeniyle karşılamaz ya da karşılayamaz. Kaygılı bağlanmış çocuklar, bağlandıkları kişiden yani anneden ayrıldıklarında çok huzursuz olurlar, ağlama nöbetleri oluşabilir. Anne geri döndüğünde dahi sakinleşmekte zorlanırlar. Yabancılara karşı şiddetli şüphe davranışı gösterebilirler. Kaçıngan bağlanan çocuklar, anneyi ya da bakım veren kişiyi yok sayma eğilimindedirler. Bakım veren kişi ile tanımadığı birini seçme durumuyla karşı karşıya kaldıklarında, herhangi birini seçme yönünde davranış göstermezler. Çoğunlukla fiziksel istismar ya da duygusal olarak ihmal edilmiş çocuklarda bu durum sık görülür. Çocuk bağlandığı kişiden zarar görmemek için ilişkiye girmez. Bakım veren kişi tarafından sakinleştirilemezler” diye yaş dönemi çocukların bağımsız davranmaya eğilimli olduğunu dile getiren Üney, “Anne ve babalarını taklit etmeye onların giyimlerine özenmeye başlarlar. Evcilik oyunu oynarlar. Evcilik oyununda anne baba rollerini taklit etme bu dönemin özelliklerindendir. Her şeyi keşfetmeye çalışırlar, bağımsız hareket etmek isterler. Hayali oyunlar oynarlar. Meraklıdırlar, sürekli soru sorarlar. Uyumadan önce anne-babayı yanında ister. Olumsuz tutturmacı ve inatçı davranışlar sergileyebilirler. Duygusal tepkilerinin gelişmesiyle, tüm duygu türlerini yaşarlar. Korku ve kaygı, kıskançlık, öfke ve sevinç sıklıkla gözlenir. Belki de bu dönem çocuğunun en önemli özelliği, kaygı ve korkuyla tam anlamıyla yaşlarındaki çocuklar kaybetme ve ayrılık korkusu yaşayabilirler. Bu yaşlarda çocuk için; anne, baba veya bakıcı güvenli bir liman olarak değerlendirilir. Hatta bu nedenle çocuk annenin kucağındayken; herhangi bir kişi onu sevme niyetiyle kucağına almaya kalktığında, gitmek istemez ve huysuzlaşır. Bunun bir başka görüntüsü de gece yarısı veya sabah çocuk uyandığında, anne babasının yatağına gider. Bu dönemin önemli özelliklerinden biri de çocuğun hayal kurabilmesidir. Bu sayede kısa süreli ayrılıklarda; çocuk anne veya babasının hayalini kurarak, ayrılıkla baş edebilir. Hatta hayal kurma sayesinde; bu yaşlardaki çocuk, anne ve babasından birkaç haftalık ayrılığa tahammül edebilir. Bazen çocuk, bu dönemin önemli sorunlarından olan ayrılık ve kaybetme korkusunu şiddetli yaşayabilir. Bu durumda çocukta ayrılma kaygı bozukluğu seperasyon anksiyetesi gelişebilir. Bu problemi olan çocuklar, yapışarak, ağlayarak, yalvararak ya da bedensel yakınmalar karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi göstererek ayrılığa direnç gösterirler. Bu en az dört hafta sürer. Özellikle kreşe veya okula başlayan çocuklarda sık görülür” diye Üney, 3-4 yaş çocuklarında kaybetme ya da ayrılık korkusunun en sık görülme nedenlerini ise şöyle sıraladı“Kreşe başlama, Bakıcı değişimi, Anne baba çatışmaları, Anne baba ayrılığı, İlgisiz anne-baba tutumu, Çocuğa verilen sözlerin tutulmaması, Çocuğa yalan söyleme, Ebeveynlerden birinin kaybı. 3-4 yaşındaki çocuklar, kreşe başladıklarında ya da bakıcıya bırakıldıklarında doğal olarak korkarlar. Ama ebeveynleri verdikleri sözü tutar ve geleceklerini söyledikleri saatte gelirlerse, çocukların kaygı ve korkuları azalır. Bu yaşlarda çocuklar ölüm gerçeğini tam olarak anlayamazlar. Ölümü algılayamasa da anne ya da babasının kaybolması, onu endişeye sevk eder. Bunların dışında 3-4 yaş çocuklarında, kalabalık yerlerde dolaşırken anne veya babasını kaybetme korkusu oldukça belirgindir. Çocuk adeta ebeveynine yapışır. Boşanma durumunda ebeveynlerden birinin evi terk etmesi sonucu, çocuk aşırı endişe yaşayabilir”. Üney, 3-4 yaşlarında ayrılık ya da kaybetme korkusu yaşayan çocukların ebeveynlerine şu önerilerde bulundu “3-4 yaş çocuğunu kreşe ya da bakıcıya bıraktığınızda; en azından ilk günlerde orada biraz zaman geçirin. Çocuk oraya alıştıktan sonra, yani oranın güvenli bir ortam olduğuna ikna olmasını sağladıktan sonra ayrılabilirsiniz. Çocuğunuzu yuvadan ya da bakıcıdan aldığınız saatlere özen gösterin. Hep aynı saatte bırakıp, hep aynı saatte alın. Böylece çocukta endişenin gelişmesini engelleyebilirsiniz. Yani “annem ya da babam beni terk etmedi onlara güveniyorum” duygusu gelişir. Çocuğunuzu terk etmekle tehdit etmeyin. Yabancı bir ortamda yaramazlık yapan çocuklara, bazen anneleri “seni burada bırakır giderim” diyerek tehditte bulunurlar. Bu çocuk için büyük endişe yaratır. Çocuklarınızla güven ilişkisi oluşturmaya özen gösterin. Güven ilişkisi her dediklerini yapmak anlamına gelmez. Hediye veya rüşvet vererek güven ilişkisi kurulmaz. Korku hissettiğinde, ağladığında onu yatıştırın. Bu konuda istikrarlı davranın ki, sizin davranışlarınızın devamını ve sürekliliğini gören çocuk, hem size hem de kendisine güvenini geliştirsin. Eğer onu bırakıp dışarıda uzun zaman geçirecekseniz ya da bir seyahate gidecekseniz, döneceğiniz zamanla ilgili açık olun. Onu kandırmaya kalkmayın. Bazı ebeveynler çocukları ağlamasın diye yalan yöntemine başvururlar. Eğer birazdan geleceğim deyip saatlerce ya da birkaç gün dönmezseniz onun güvenini sarsarsınız. Sonuç olarak çocuğunuzda yoğun endişe oluşturursunuz. Hem size, hem kendisine, hem de ileriki zamanlarda dünyaya güveni zedelenecektir. Anne baba boşanmışsa; evde yaşamayan ebeveyn çocuğunu belirli aralıklarla görmelidir. Ancak bu görüşmelerin hep aynı zamanlarda olması önemlidir. Söz verip gelmeyen ya da görüşme saatlerine özen göstermeyen ebeveyn çocukta ayrılık ve kaybetme korkusu oluşumuna neden olacaktır.”
Bu hafta ne yazık ki, 3 yaşındaki bir çocuğun kreş servis aracında unutularak ölümüne ağladık. Sorumlulara cezalar adli mercilerin işi ama o anne ve babanın acısını, anne ve baba olan milyonlarca kişi hissetti. Özellikle de çocuğunu çeşitli 'mecburiyetler' sebebiyle kreşe göndermek zorunda olanlar... Evet, minicik çocuğunu sadece fiziki şartlarına bakıp, birilerine emanet etmek.... Bir anne için hiç kolay değil. Evet, hiçbir mecburiyeti olmadığı halde çocuğunu 'sosyalleşsin' diye, yüzme ya da yabancı dil öğrensin diye kreşe gönderen anneler yok mu?! Elbette var ve ne yazık ki sayıları hiç de az değil. Böyle düşünen annelerin de var bir bildiği ama biz bu konuda bir uzmana danışalım istedik. Çocuklarımızı kaç yaşında kreşe gönderelim? Nelere dikkat edelim? Bunlara dikkat etmezsek ne olur? Bütün bu sorulara, Medical Park Gebze Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Seydi Battal Gölgeli cevap verdi. Gölgeli "Küçücük çocuklar kendini ifade edemezken kreşe gitmemeli. Onun ihtiyacı kreş ortamı değil, aile ortamıdır" dedi ve görüşlerini sıraladı. ASIL İHTİYACI AİLESİ Olağanüstü bir durum söz konusu değilse; çocukları 2,5 -3 yaşından önce aile ortamından ayırmamalı ve okul öncesi kuruluşlara kaydettirme kararı aceleyle verilmemelidir. Çünkü böyle yeni ve kalabalık bir hayata henüz hazır olmayan küçük bir çocuğun ihtiyacı öncelikle kreş değil, aile ortamıdır. Yeterli fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal ve toplumsal olgunluk kazanmadan kreşe gönderilen çocuk zarar görebilir ve bu zararlı tercihin izleri yıllarca onu olumsuz etkiler. 3 yaşına gelse de kreşe hazır olmayabilir. GÖNDERMEDEN ÖNCE BAKIN l Hoşça kal Kreşe gönderilen çocuk, 'hoşça kal' diyebilmeli. Çocuk derin bir kaygıya ve endişeye kapılmaksızın anne-babasına 'güle güle' veya 'hoşça kal' diyebiliyorsa, yani onlardan ayrılmaya hazırsa kreşe de hazır demektir. Elbette ilk günlerde biraz huzursuzluk yaşanabilir. Fakat gün boyu ağlıyorsa hazır değil demektir... l Olanları anlatmalı Çocuk, anne-babasından uzaktayken yaşadığı önemli gelişmeleri ve kendisine yapılan yanlış davranışları; ayrıntılarıyla olmasa bile ana hatlarıyla anne-babasına aktarabilmesi gerekir. 'O beni dövdü', 'Öğretmen bana kızdı', 'Teyze yemek vermedi' ve 'Okulda üşüdüm' gibi. Siz de mutlaka günün nasıl geçtiğini anlatmasına izin vermelisiniz. l Tuvalet ihtiyacı Kreş çocuğunun tuvalet ihtiyacını söylemesini bekler. 'Acıktım', 'Su istiyorum', 'Karnım ağrıyor' gibi çok basit ihtiyaçlarını sözlü olarak anlatamayan bir çocuk kreşe gönderilirse sıkıntı yaşayabilir. l Kendisi yemeli Kreş çocuğunun yemeğini kendi başına yiyebilecek durumda olması beklenir. l Arkadaşlık kurabilmeli Kreşe gidecek çocuk kendi başına arkadaşlık kuramayabilir ama yönlendirmeyle kolayca arkadaş bulabilmeli. l Uykuya dayanma Çocuğun artık uzun süre uykuya ihtiyaç duymuyor olması gerek. Enerjisi uzun sürmeli, uyku düzeni olmalı. Öğleden sonra uzun süre uyuyan çocuk kreş ortamına hazır olmayabilir. l Etkinlik seçmeli Çocuk etkinlik seçebilmeli, seçtiği etkinlikte 10-20 dakika devam edebilmeli. l Dikkat toplama Resimli bir kitap okurken, dikkatini verebilecek seviyede olması beklenir. l Paylaşmalı Kreş çocuğunun birlikte oynamayı bilmesi, oyuncakları paylaşması gerek. l Uzak kalmayı bilmeli Ailesinden birkaç saat uzak kalması gerek. Bunu daha önceden çok yakınlarınıza bırakarak sağlayabilirsiniz. l 5'e kadar saymalı Kreş çocuğunun bazı şekilleri tanıması, bazı renkleri bilmesi, 5'e kadar sayabilmesi, düşüncelerini ve ihtiyaçlarını basit sözlerle ifade edebilmesi, adını eksiksiz olarak söyleyebilmesi, boya kalemi ve kurşun kalem kullanabilmesi beklenir. l Bisiklet Çocuk, yerinde zıplayabilmeli, tek ayak üzerinde durabilmeli, koşabilmeli, topa tekme atabilmeli, çevresinden dolaşarak engelleri geçebilmeli ve 3 tekerlekli bisiklete binebilmelidir. "BENİ İSTEMİYORLAR" DİYE DÜŞÜNEBİLİR Yanda sayılan gelişim gerçekleşmeden kreşe gönderilen çocuk psikolojik sorunlar yaşayabilir, topluma uyum sağlama konusunda sorunlarla karşılaşabilir. Mesele fark edilip dönülse de olumsuzlukları silmek çok uzun sürebilir. Bunun için çocuğun kreşe hazır olup olmadığına karar vermeden önce bir çocuk psikoloğuna danışabilirsiniz. Kreşe erken gönderilen çocukların yaşama ihtimali yüksek olan sorunlar şöyle l Çocuk, anne-babasının kendisini ihmal ettiğini, evden uzaklaştırdığını ve hatta cezalandırdığını bile düşünebilir. l Dinleme becerileri tam gelişmemiş olabileceği için öğretmenin talimatlarına ve sınıfın kurallarına uyamayabilir. l Öz güvenini yitirebilir. l Eğitimden soğuyabilir. İlerideki eğitim hayatında başarılı olamayabilir. l Topluma ve eğitim kurumlarına şüphe, endişe ve korkuyla bakabilir. l Ruhsal yapısı zarar görür, hırçın ya da pısırık hale gelebilir. Türkiye
Değerli Ziyaretçilerimiz ve Anne Adaylarımız. Sizler tarafından tarafımıza bir çok soru gelmektedir. Özelden gönderdiğiniz mesajları hızlı takip edemiyoruz ve moderatörlerimiz göremiyor. Soru ve sorunlarınızı lütfen forum bölümünden bizlere iletin ki hem moderatörlerimiz hem de uzmanlarımız rahatlıkla takip edip cevaplayabilsin. ANNEMCE FORUMA GİTMEK İÇİN TIKLAYIN 3 – 6 yaş dönemi çocuk gelişiminde çok önemli süreçtir. Bu dönemde çocuk fiziksel ve duygusal açıdan büyük değişimler gösterir. Çocuklar yetişkinlerle oyun oynamayı ve vakit geçirmeyi severler, ancak belli bir yaştan sonra kreşe gitmeleri ve kendi yaşıtlarıyla birlikte zaman geçirmeleri hem hoşlarına gidecek, hem de gelişimlerini olumlu yönde etkileyecektir. 3-6 Yaş Çocuğun Kreşte Uyumsuzluk Sorunları Çocuğunuzun yaşıtları siz yetişkinler kadar hoşgörülü ve özverili olmayabilir. Bu yüzden onların kreşe başladıkları dönem çok önemlidir. Ülkemizde aileler, kreş seçimi konusunda oldukça titizler. Ne yazık ki pek çok aile çocuğun kreşe başlama yaşı konuşunda yeterince titiz ve bilinçli davranmıyor. Oysa çocukları zamanından önce kreşe göndermek, hele de adapte olamadığını bile bile kreşe gitmeye zorlamak, onu psikolojik olarak olumsuz yönde etkileyebilir. Tuvalet eğitimi ile ilgili sorunların ortaya çıkması, okuldan soğuma, uyku problemleri, beslenme alışkanlıklarında bozulma, saldırganlık, iletişim bozuklukları bu olumsuzluklardan birkaçıdır. Ailelere, çocuklarını 3 yaşından önce kreşe vermemelerini öneriyoruz, bununla birlikte, çocuklar arasındaki bireysel farklılıklara yeniden değinelim ve her çocuğun kreşe gitme yaşının diğerinden farklı olabileceğini belirtelim. Ben Merkezci Çocuklar Çocuğunuz 2,5 yaşında ve çok aktifse, diğer çocuklarla vakit geçirirken çok uyumlu davranırsa, oyuncaklarını paylaşma problemi yaşamaz ve tuvalet eğitimini aldıysa kreşe gitmek için bu bir zorunluluk değildir, artık onun evde vakit geçirmekte zorlandığını hissederseniz, onu kreşe göndermenizde hiçbir sakınca yoktur. Bazı çocuklar, diğerlerine göre daha ben merkezcidir, paylaşmayı daha geç öğrenirler veya kendi kendilerine oyalanmaktan daha çok hoşlanırlar. Ben merkezci çocukların kreşe gitme yaşı daha geç olmalıdır. Bu mizaçta bir çocuğunuz varsa, sosyal ortamlara girip, uyumlu bir birey olmayı öğrenmesi için onu kreşe göndermekte acele edebilirsiniz. Ama sorunlarını arkadaşlarına yansıtıp, saldırgan davranışlar sergileyebileceğini göz önünde bulundurun. Bu şekilde davrandığında çevresinden olumsuz tepkiler alacak ve kendini dışlanmış hissedecektir. Bu da daha fazla uyum problemi yaşamaya başlamasına sebep olur. Bu nedenle her anne – baba çocuğunun davranışlarını gözlemleyerek onun kreşe gitme yaşının gelip gelmediğini tespit etmelidir. Daha önce belirttiğimiz gibi çocuk büyütmenin formülü ya da reçetesi yoktur. Her Çocuk Farklı Davranışlar Sergiler Genel olarak kreşe başlama yaşı 2,5 – 4 yaş arasında değişir. Çocuğunuzu kreşe başlatırken mümkünse kısa sürelerle başlayıp, daha sonra tam gün kreşe gönderin. Ayrıca, ikinci bir bebeğin doğumu beklenirse, bebeğin doğumu ile büyük çocuğun kreşe başlama tarihinin örtüşmemesine dikkat edin. Çocuğunuz kendisini evden uzaklaştırmaya çalıştığınızı düşünmesin. Çocukların kreşe ilk başladıkları dönemlerde saldırgan davranışlarda bulunmaları doğaldır, saç çekme, tükürme, itme gibi yöntemlerle arkadaşlarına zarar vermesi, çocuğunuzun hasta ya da anormal olduğunu göstermez. Bu davranışlarının nedeni, bir şekilde bulunduğu ortamda rahatsızlık hissetmesidir. Bizler nasıl rahatsızlığımızı ifade ederken sesimizi yükseltir, el – kol hareketleri yaparsak, çocuklarımız da rahatsızlıklarını ifade etme yolu olarak farklı davranışlar seçebilirler. Çocuğunuzun kreşe başladığı dönemi, onun sosyalleşmeyi öğrenmesinde yeni bir adım olduğunu düşünün; kısa sürede kreş ortamına ve kurallarına alışıp, uyum sağlayacaktır. Eğer doğru zamanda, doğru yerde değilse bu mesajı size mutlaka verecektir. Onun mesajlarını asla kulak ardı etmeyin. 3-6 Yaş Çocuğun Fiziksel Gelişimi 3 yaşından itibaren çocukların boyları genellikle yılda 6 – 8 cm. arası uzar ve kilolarında da yılda 2 – 3 kiloluk bir artış olur. 3 yaşında çocukların dişlerinin hemen hepsi çıkar. 5. yaştan itibaren süt dişleri yerini kalıcı dişlere bırakır. Kız çocuklarının fizik gelişimi, daha çabuk olur; kız çocukları vücutlarını daha kolay kullanır ve el becerileri de hızlı gelişir. 3-6 Yaş Çocuğun Hareket Gelişimi Çocuğunuz 3 yaşından itibaren el ve parmaklarını koordine edebilir. Kendi kendine yemek yiyebilir, çatal ve kaşığı rahatlıkla kullanabilir. Bisiklete 3 tekerlekli binebilir, kısa sürelerle tek ayak üzerinde dengede durabilir, rahatlıkla merdiven inip çıkabilir ve eşyaları ya da oyuncakları itip çekebilir. 4 yaşından itibaren çocuklar koşabilir, tek ayak üzerinde zıplayabilir, kalem – kâğıt ve makas İşlerine elleri yatkınlaşabilir ve ev işlerinde ufak sorumluluklar alabilir. Çocuğunuz 5 yaşına geldiğindeyse, artık sofrada yumuşak yiyecekleri bıçakla kesebilir, resim yapabilir, ayakkabısını bağlayabilir, merdivenleri koşarak inip çıkabilir ve duvarlara tırmanıp, yürümek İsteyebilir. Çocuğunuzun bu hareketlerini yapmasına engel olmayın ve bunları yaramazlık olarak nitelendirmeyin. Bu hareketlerine sınırlandırma getirebilirsiniz, ama tamamen yasaklamayın. Örneğin, güvenli ortamlarda elinden tutarak, alçak bir duvar üzerinde yürümesine veya duvarlara karalama yapmak isterse, evin bir duvarını kağıtla döşeyip, orayı kullanmasına izin verebilirsiniz. Oyuncaklarını dağıtabileceğini, ama sonra toplaması gerektiğini söyleyin ve bunu yapması konusunda ısrarcı davranın. Çocuklar 3 4 yaş döneminde atma, yakalama gibi hareketlerde ustalaşırlar, 6 yaş döneminde ise çok rahatlıkla ip atlama, lastik atlama, top oynama gibi oyunları oynayabilirler. Sağlıcakla Kalın. Beğendiyseniz Yıldız Vermeyi Unutmayın!
Çocukları ilk kez kreşe başlayan annelerin, bu süreçte mutlaka çocuklarının yanında bulunmaları ve kesinlikle çocuktan gizlice kaçmamaları gerektiği belirtildi. Kreş için en uygun döneminin belirlenmesinde fiziksel gelişim ile kişilik özelliklerinin önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Runa İdil Uslu, "Çocukların normal koşullarda yaşında kreşe başlaması uygundur. Annenin çalışıyor olması ya da bakıcı sorunu gibi zorunlu hallerde bile yaşına kadar evde bakım yapılmalı, yaşından itibaren kreşe verilebilir" dedi. Çocuğun ilk üç yaşta kendine birinci derecede bakım veren kişiye bağlandığını ifade eden Uslu, bu dönemden önce kreşin uygun olmayacağını bildirdi. Uslu, bakım veren kişiyle çocuğun arasındaki olumlu iletişimin bağlılık duygusunu geliştirdiğini belirterek, "Bu bağlanma, 6 aydan itibaren ayrılma kaygısını getiriyor. Sağlıklı bir çocuk, bu aydan itibaren bağlandığı kişiden ayrılmaya itiraz edebiliyor" diye konuştu. Ayrılma kaygısının, 8 aylık bebeğe bir yabancının yaklaşması halinde bebeğin anneye sarılması, yüzünü gizlemesi ya da suratını asması gibi davranış biçimleriyle gösterdiğini anlatan Uslu, bu dönemde çocukların yabancılardan hoşlanmadığını, korktuğunu ifade etti. Uslu, bu tepkilerin sağlıklı bağlanma işareti olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti "Çocukların hissettikleri ayrılma kaygısı zaman içinde güçlenir, yaşlarında en üst düzeye çıkar, sonrasında ise yavaş yavaş becerilerin gelişimi ile birlikte azalır, ancak kesinlikle hiçbir zaman sıfırlanmaz. Sağlıklı gelişim gösteren bebekler, yaşlarında bakım verenin kısa sürelerle gözünün önünden uzaklaşmasına tahammül edebilir. Bunun için çocuğun annesinden uzaklaşabilmesi için, kreşte bağlanabileceği birisini bulması gerekir. Bu kişi de tercihen öğretmen olmalı. Bebek kreşte öğretmenine bağlanabildiği anda annesinden kısa süreli ayrılmaya tahammül edebilir. Bağlanacak birisi yoksa çok yoğun ayrılma kaygısı yaşar." ''Ayrılık süreleri aşamalı olarak artırılmalı'' Çocuğun, kreşte öğretmenine bağlanması için de zaman gerektiğini vurgulayan Uslu, şunları ifade etti ''Kreşe başlatırken ayrılık süreleri aşamalı olarak artırılmalı. Çocuğun kreşte vakit geçirdiği zaman dilimi yavaş yavaş artırılmalı. Çocuk, her gün kreşe gitmeli ancak annesi de kreşte durmalı. Çocuk, annesinin onu beklediğini bilmeli. Çünkü, ilk günlerde annenin yanından ayrılmayabilir, etrafı keşfetmeye çalışır ve dönüp dönüp annesine bakar ya da oynarken annenin yanına gelir ve tekrar oyuna döner. Yavaş yavaş ortama alışmaya başlar. Çocuk, ilk günler bir saat olacak şekilde anne ile birlikte oyun saatlerinde kreşe gitmeli. Kreşe devam edebilmesi için kreşten zevk alması gerekir. Kreş çıkışında çocuğa, beraber oynanacak bir oyun, birlikte parka gitme gibi ödüller verilmeli. Ayrılma kaygısı sürüyorsa aşamalı alıştırma sürdürülerek faaliyet saatlerini de kapsamalı, üçüncü aşamada öğle yemeğine kadar kalınmalı, son aşamada ise uyku saati ve tam gün kreşte vakit geçirilmeli. O süreçler içerisinde de anne, ilk günler orada otururken, daha sonra çocuğunu 'Şimdi gidiyorum, 2 saat sonra gelip seni alacağım' diye bilgilendirmeli ve mutlaka söz verilen saatte orada olmalı. Kesinlikle, çocuktan gizlice kaçılmamalı, ancak çocuğu bırakırken kararlı davranılmalı. Anne, ayrılıkla ilgili kendi kaygısını çocuğa yansıtmamalı." Uslu, çocuklarda zaman kavramı gelişmediğinden dönüş saati ile bilgilendirmenin de "uyandıktan sonra", ''oyun saatinden sonra'' gibi ifadelerle anlatılması gerektiğini sözlerine ekledi. KAYNAK AA
3 yaş çocuğunu kreşe alıştırma