🦌 Yıllar Yarlardan Yarlar Yıllardan Vefasız
7 Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefasız. Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler gece- leri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Kadere boyun eğmek güç, isyan tehlikeli, felek hiç acımayacak mı?
AYT3. Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefasız. Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş! Geceler günleri, günleri geceler kovalıyor, cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar aklari, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Kadere boyun eğmek güç, isyan tehlikeli, felek hiç açmayacak mı?
Yıllaryarlardan, yarlar yıllardan vefasız. 20 Nov 2021
Yıllaryârlardan, yârlar yıllardan vefâsız Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günler, günler geceleri kovalıyor; cefalar
Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefâsız Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günler, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor.
Yıllaryârlardan, yârlar yıllardan vefâsız Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günler, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor.
AYT€ 3. Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefasız. Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş! Geceler günleri, günleri geceler kovalıyor, cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Kadere boyun eğmek güç, isyan tehlikeli, felek hiç açmayacak mı?
oNy1pgj. Edebiyat7 yıl önce2 Cevap1746 KezMensur metin örnekleri veya şiir olabilir ama özellikle metin istiyorum Bu soruya 2 cevap yazıldı. Cevap İçin Alta Doğru İlerleyin. İşte Cevaplar Cevap Erenlerin Bağından Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefasız. Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Kadere boyun eğmek güç, isyan tehlikeli, felek hiç acımayacak mı? Heyhat, aziz dost, onu döndüren kara bahtın kasırgası... "Bahçeler bozuldu, yuvalar dağıldı, yollar silindi, cihan viran oldu." Yaşlı gönül şimdi böyle diyor; her şeyi kendine eş görüyor. Bu da yanlış duygulardan biri... Cihan ne vakit bayındır idi? Bahçelerde ne vakit güller açtı? Ne vakit yuvalarda bülbüller öttü? Yollardan ne vakit yârlar geldi? Umduk, bekledik, düşündük. Hangi şey umduğumuza uygun düştü? Gördüğümüz düşündüğümüze benzedi mi? Gelenler beklediğimize değdi mi? O mutlu ve yüce saat hangi saatti ki, içinde iken "Geçme! Dur!" diye haykırdık? Hiçbiri, aziz dost, hiçbiri! Belki hepsini geçsin gitsin diye bekliyorduk; çünkü onlar birbirinden çirkin, birbirinden yararsız saatlerdi. Kimi bir damla gözyaşıyla, kimi tek bir "Eyvah!" ile kimi bir esnemeyle, kimi yalnız susmayla dolup gitti. Onlar birer birer yeniden gelsin ister misin? Hayır, hayır, hayır; değil mi? Şimdi kalbimiz boş, başımız doludur. Ağzımızda zehir, gözlerimizde ateş var; tatsız bir içki sersemliği içindeyiz. Ve artık yolun ortasını geçtik ve saçlarımızda aklar akları ve alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Ve ellerimiz, dizlerimiz titriyor ve önümüzdeki ufuklardan yok olma havası esiyor. Söyle, gençliğini ne yaptın? Söyle, gençliğimi ne yaptım? Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU Bu cevaba 0 yorum yazıldı. Cevap MAZİ Ekseriya tahayyüldüm bir meftuniyet-i âşıkane ile maziye pervaz eder. Fikrim hatırat-ı latifeyi havi olan o mesud zamanı düşünmekten mütelezziz olur. Mazi benim için neşvelere, handelere cilvegâh bir semâ-yı ruh-perverdir. Kalbim darabat-ı kadere hedef oldukça o semâ-yı latifin bulutlar arasından eşiarîz olan hatıralarla teselli bulur, hissiyatım o feza-yı saadette tayeran eder, müsterih olur. Mazinin yadigârları kalbimde şafak-nüma handeler uyandırır. Mazi benim için bir medâr-ı teselli, bir vasıta-i bahtiyaridir. Ben mazinin hayat-ı mesudanesinde bir müddet daha yaşamaktan tesliyet-yâb olurum, kalbim hatırât-ı mesudenin tesîrâtıyla bir ân mütehassis olmaktan telezzüz eder. Bence hatırat-ı maziyem o derece kıymetdar, o rütbe tesliyet-amizdir ki hayat-ı maziyemi tahayyül hayat-ı hazırama medar-ı devam olur. Halit Ziya Uşaklıgil, Mensur Şiirler Bu cevaba 0 yorum yazıldı. Soru Ara? den fazla soru içinde arama YazBilgilendirme 2022 yılı YKS, AÖF, AUZEF, ATA-AÖF, AÖL, LGS, AÖO, AÖIHL-MAÖL, YDS, TUS, MSÜ, ALES, KPSS, İSG, YKS, DGS, EUS, TYT, AYT, ADES, ADB, Amatör Denizcilik Eğitimi Sınav takvimleri belli
“Günler gelip geçmektedirKuşlar gibi uçmaktadırEhli-i fesadın yeri narEhl-i salâh uçmaktadır”.Ahmet Hamdi Tanpınar’ı çağrıştırır Aziz Mahmut sokağa çıkmayınca, evde yaşamanın bütün sınırlarını zorladım, sırlarını öğrendik/ Nedim “Tahammül mülkünü yıktın” demişti. Çoğumuz evde kalarak tahammül mülkünün sağlamlığını, yıkılmazlığını işyerimize gidince, günün telaşına, ritmine kapılıyorduk, dost sohbetlerine sevdiğim bir türküyü çalışırken mırıldandım“Bu dağlar kömürdendirGeçen gün ömürdendirFeleğin bir kuşu varPençesi demirdendir”.Şimdi yalnız bugünü değil, maziyi de düşünmeye okuyamadığım kitabın sayfalarına dalıp gittim, yıllar önceki kayıtları dinledim, makaralı teybimden Casals–Thibaud–Cortot üçlüsünden Schubert Trio’sunu Teac makara teybimi Mehmet Demirel’in yardımıyla İtalya’da Budrio’dan yazılar, belleğin değişmez Kadri ne demişti?“Yıllar yarlardan, yarlar yıllardan vefasız.”Unutulan aşkları da aklınızdan beklemeyi öğretti bize, umudu Murat Arıburnu’nun Umut’unu anımsamazsak olmaz“Dünya döndükçe Umut fakirin yemeği Ye Memet ye Ye Memet ye”Yılbaşıları gibi belli günler beni pek etkilemez, takvim yaprakları benim için bir değişikliğin habercisi sık tekrarladığım Tarık Buğra’nın Yarın Diye Bir Şey Yoktur’u benim duygularımın Paz’ın 1 Ocak’ şiiri okunmalı mı?Yıllar önce, saat önce evimde olurdum. Nezaketin gerektirdiği gönül zamanki gibi yeni yıla kitap okuyarak gün yeni aldığım bir kitabı, yeni aldığım bir kalemle dolmakalemlerimi temizledim, boşalanları mürekkeple doldurdum. Kurşunkalemlerimi masadaki kalemtıraş makinesiyle açtım. 2 B’den 5 B’ye kadar sürdü bu polisiye yazarı George Simenon 50’ye yakın kuşunkalemini açtırır, romanı onlarla bir deneye teşebbüs etmedim.*Gerilim içinde bir yıl geçirdik, aramızdan ayrılan tanıdıklarımız, iyileşme umutları taşıyanlar kaybeden sağlıkçılarımıza rahmet, canla başla hastalarını iyileştirmek için çalışanlara ise kolaylıklar yılda herkes tedaviyi düşünüyor, aşıları haberlerinde, televizyonlarda sağlık çalışanlarının özverisini izliyorum. Parti görgüsüzlerinin yaptıklarını, sözüm ona eğlencelerini anlayan beri kız çocuğunun babasını görememekten duyduğu özlemi gören bir insan, başka türlü davranır.*Yazlık bir yere gitmedim, şehrin dağdağası çekmiştir beni her zaman. Çünkü kitaplarımı, LP’lerimi, CD’lerimi bir hayatın çekiciliğine kendimi bir türlü müziklerden Kemal için bir üniversitede söylemiştim“Ben doğayı Yaşar Kemal’in romanlarını okuyarak sevdim.”Yazdığımı bir kez daha yineleyebilir miyim?Şarlo ile ünlü yazar Gertrude Stein arasında Londra’da bir yemekte şöyle bir konuşma geçer.“Şu çimler ne güzel değil mi?” der Stein bakın ne cevap verir?“Ben yeşili çimlerde değil Turner’ın resimlerinde severim.”*GÜZEL, sağlıklı, başarılı, insancıl duyarlılığın egemen olduğu bir yıl diliyorum.
Lise yıllarında edebiyat derslerinde okuduğumuz bazı yazılar hâlâ dilime takılıyor. Örneğin Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Erenlerin Bağı"ndan alıntılanmış bir şiirsel nesir vardı. Şöyle başlıyordu ''Yıllar yarlardan, yarlar yıllardan vefasız... Kara baht bir kasırga gibi... Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler geceleri, cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor..." Önceki gün Milliyet'te Hasan Cemal'in "Bir Bekir Coşkun yazısı..." başlıklı makalesini okurken, "Gerçekten de yıllar yarlardan vefasızmış" dedim kendi kendime. Şöyle girmişti yazısına Hasan Cemal "1991' in sonbaharı olmalı. Türkiye genel seçimlere gidiyor. İktidarda ANAP var, muhalefette DYP. Ana muhalefet lideri Demirel yükseliyor. Ben de Cumhuriyet'te Genel Yayın Yönetmeni'yim. Seçim kampanyasının kızıştığı günler. Bir Rus helikopterinin içinde Demirel ve Cavit Çağlar'la birlikte Konya üzerinde uçuyoruz. Demirel, Uzan'lara ait Star televizyonundan memnun değil. Mehmet Barlas'ın her akşam ekranda yaptığı yorumlara fena halde bozuk. Star'ın sahibi Kemal Uzan'a helikopterden telefon ediyor. İktidara gelmek üzere olduğunu belirttikten sonra, ki bir ay sonra Başbakan olacaktı Demirel Barlas'ın yorumlarından hiç hoşlanmadığını münasip bir dille söylüyor Uzan'a..." Bitmeyen bir süreçtir bu... Hasan Cemal'in anlattıklarının bana yansıyan bölümüne gelince... Demirel Başbakan olmuştu. Ben "Günün Yorumu"nu yapmak için stüdyoya giderken, Star'ın yöneticisi olan rahmetli Yekta Okur koluma girdi... Birlikte odasına gittik. - Artık yorum yapmayacaksın... Sen Star'da yorum yaparsan, Demirel'le Uzan'ın arası açılır ve Uzanların işleri kötüye gidermiş, dedi. Buna benzer durumları defalarca yaşadığım için şaşırmadım, güldüm. 1976'da da Milliyetçi Cephe Hükümeti döneminde Günaydın'da yazıyordum. Bu koalisyon güvenoyu aldığı gün TRT'den istifa etmiş ve İstanbul'a dönüp Günaydın'da yazmaya başlamıştım. Bir gün Günaydın'ın sahibi Haldun Simavi beni odasına çağırdı. - Başbakan Demirel'i çok fazla eleştiriyorsun. Devletle başımı belaya sokacaksın. Babam Sedat Simavi de İsmet İnönü ile tutturmuştu. Onun da yazılarını koymazdım Hürriyet'e. Yazı yazmayı bırak, gazetede yönetici ol, dedi. Ben de Günaydın'dan istifa etmiştim. Soyadı kırımı mı? Bu sahneyi 1997'nin 28 Şubat post-modern darbesi döneminde de yaşadım. Benim Sabah'taki ve eşim Canan Barlas'ın Yeni Yüzyıl'daki yazılarımız aynı gün kesildi. "Bunlar soyadı kırımı yapıyor" diye gülmüştük aramızda. O sırada TGRT'de televizyon haberlerinde yorum yapıyordum. TGRT'nin patronu Enver Ören, bir gün oğlu Mücahit'le odama geldi. Ağlamaklı bir sesle "Sen TGRT'de yorum yapmaya devam edersen, Ankara'dakiler beni batıracaklarmış" dedi. Ben de çok sevdiğim Enver Ören'in batmaması için TGRT'den istifa etmiştim. Benim susturulmamı isteyen asker ve sivil 28 Şubatçıların kimler olduğunu da, rahmetli Kadir Has bir nevi günah çıkartarak anlatmıştı daha sonra bana. AK Parti iktidarı döneminde sahte olduğu mahkeme kararı ile kanıtlanan bir belge ile Sabah'a TMSF el koyduğu zamanki istifamı, 1971'in 12 Mart darbesinde Cumhuriyet'te işine ilk son verilenin ben olduğumu falan hatırladım. Medyatik alzheimer Sonra yine "Gerçekten yıllar yarlardan vefasızmış" dedim kendi kendime. Dr. Adnan Çoban dün Star'daki yazısında "Alzheimer sinsi ilerleyen bir hastalıktır. Önce belli belirsiz bir unutkanlıkla başlar ve yıllar geçtikçe ağırlaşır. En önemli belirtisi unutkanlıktır" diye tanımlıyordu bu hastalığı. Yaşadığımız yılları unutsak acaba daha mı doğru olurdu? Her çeşit çakmalar her gün hem kendi geçmişlerini sıfırlayarak hem de bulaştıkları kişilerin geçmişlerini sıfırlamaya çalışarak "Medyatik alzheimer"ı adeta bir erdemmiş gibi sunmuyorlar mı hepimize? Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Kadri Karaosmanoğlu-Erenlerin Bağından "Yıllar yarlardan, yarlar yıllardan vefasız... Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor. Tevekkül güç, isyan vahim; felek hiç felek hiç rahmetmeyecek mi? Heyhat, onu döndüren kara bahtın kasırgası..."
yıllar yarlardan yarlar yıllardan vefasız